Ana Sayfa Kategoriler Editör İletişim  

   Alfabetik Arama
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z



   Ekstra
     müstear isimler
     peygamberler
     Asr-ı Saadet'te Türkler
     basında biyografi.net
     Biyografi Nedir?
     neden biyografi.net
     sizin biyografiniz
     cv nasıl hazırlanır ?
     genel biyografi kitapları
     takma adlar
     editör



 Linkler 
   Biyografi Tv
   facebook/Biyografi Net
   twitter.com/biyografinet
   Biyografi Atölyesi
   boğazdaki aşiret
   biyograf
   biyografi kitabı
   www.biyografianaliz.net
   biyografimarket.com

   Biyografi Arama

  

isim ara soyadı ara
 
   
   

     Biyografi Market İçerik  
KİTAP BİYOGRAFİ
 Portre Anlatı
 Günlük
 Biyografi Dosya
 Mektup
 Kronoloji
 Kim Kimdir
 Anı-Hatırat
 Otobiyografi
 Biyografi Genel
 Şecere
 Biyografik Araştırma
 Gezi-Seyahat
 Biyografik Roman
 Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
 Görsel Kitap
 Biyografik Fotoğraf
 Şehir Fotoğraf
 Tarihi Eser Fotoğraf
  SAHAF KİTAP
  KAYNAKÇA
 Kaynak Tarama-Kupür
 Bibliyografya
 DVD-CD-VCD
 Biyografi Belgesel
 KİTAP GENEL
 Türkçe Dil Öğretimi
 Kaynak-Çeviri

Daha Fazlası BiyografiMarket.com'da



Facebook da paylaş Twitter da paylaş Live da paylaş

Feridun Yazar

HEP Eski Genel Başkanı


avukat



1944 yılında Şanlıurfa'da doğdu. Kejan aşiretinin toprak ağalarından dedesi Hacı Abbas'ın torunu. 10 kardeşli bir ailenen ferdi. İÜ-Hukuk mezunu. 1971'de Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasından Diyarbakır cezaevine girdi. 1977'de CHP'den Urfa Belediye Başkanı seçildi. 12 Eylül 1980'de görevden alınıp iki yıl cezaevinde yattı. 1988'de SHP Urfa İl Başkanı oldu.

SHP'den yedi milletvekili ihraç edilince istifa eden 12 il başkanı arasındaydı. 1992'de HEP'in Genel Başkanı'ydı. 1998'de TMY'nin ünlü 8. maddesinden tekrar cezaevine girdi. Hareketle ilk anlaşmazlığı 2002'de Roma'daki bir görüşmesi sırasında yaşandı ve partinin dışişlerinden alındı.

Daha sonra DTP'nin kuruluş aşamasında bulunsa da partinin marjinal kaldığını görünce 2004'te tamamen kenara çekildi. O günden beri sadece avukatlık yapıyor. İki kızından birini, 17 Ağustos depreminde Yalova'da kaybetti.




SÖYLEŞİ

SORU-CEVAP'IN KONUĞU, DTP'Yİ EN FAZLA ELEŞTİREN KÜRT SİYASETÇİLERDEN FERİDUN YAZAR:

Fırat Anlı olayı DTP'ye yeni bir eksi
Devrim Sevimay
Milliyet 5 Kasım 2007

DTP bu perşembe Diyarbakır'ın Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı'yı genel başkan seçmeye hazırlanıyor. Feridun Yazar'a göre bu "Parlamentodan çok fazla umut kalmadı" demek; DTP umudu radikalizmde arıyor

NEDEN: "Kol kırılır yen içinde kalır" diye diye bugünlere gelen DTP'yi bir zamanlar partinin hem kolu hem yeni olmuş Feridun Yazar'la konuştuk.
NE ZAMAN: 2 Kasım, Cuma günü.
NEREDE: Yazar'ın Çankaya'daki bürosunda.

DTP bu perşembe Diyarbakır'ın Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı'yı genel başkan seçmeye hazırlanıyor, ama kimdir Anlı?

Fırat avukattır. Kibar bir arkadaşımızdır. Gerçekten efendi, ağırbaşlı. Rasgele konuşmayan, mutedil bir tiptir. Diyarbakır için Baydemir'in karşısında aday adayı olmuştu. Gönlüm Fırat'tan yanaydı, ama olmadı.

Baydemir ve Anlı iki farklı kişilik midir?
Tamamen farklı iki kişiliktir.

Bazıları şahin, bazıları güvercin diyor; sizce?
Ben, aklını kullanacak biri, diyorum.

Bağımsız bir kişilik midir?
Olabildiğince bağımsız davranmaya çalışır.

Sizce Fırat Anlı ismini kim belirledi?
Bence mutabakat var.

Parlamento dışından olması ne anlama geliyor?
"Parlamentodan çok fazla umut kalmadı" demek. Onu söyleyeyim...

O zaman umut nerede?

Radikalizmde olabilir. Akıllı siyasetler yapılmazsa şiddetin artacağı anlamına gelebilir. Yani parlamentoda bir genel başkan varken dışından bir genel başkan seçmek iyi bir şey değil.

Bence bu rolü istemiyor

Ama anlattığınız tip böyle bir role uygun değil; acaba bu yüzden mi bir haftadır kendisine kimse ulaşamıyor?

Belki de... Bence de bu rolü istemiyor. Hatta benim aldığım duyum da bu yönde. Onun isteğiyle olan bir şey olmadığı söyleniyor. Bir nevi bunu bir görev olarak kabul etmesi gerektiği şeklinde...

Doğrusu biz de partide bir kriz çıktığını duyduk; sizce bu iş nereye gider?

Sonuçta birini seçerler, ama bu olay partiye yeni bir eksi olarak yazıldı. Bu kadar acemice iş olmaz. Artık Anlı bile seçilse kamuoyunda hiçbir anlamı kalmadı.

Anlı'nın hareketi sizce doğru mu?

Eğer söz verip de yerine getirmiyorsa çok ayıp. Ama eğer kendisinden habersiz bir emrivakiye karşı koyduysa, yapamayacağını anlayıp çekildiyse bu saygı duyulacak bir tavır.

Bu tip olaylardan sonra soru aslında hep aynı: Kaç DTP var?

Bir DTP var, ama içinde çok kanat var. Mesela gençler daha çok sınıfsal mücadeleyi önde tutar. Partide herkes milliyetçidir, ama eskiler milliliğe daha ağırlık verir. Bazıları ise Kemalizmi de reddetmeyen bir çözüm ortaya koyar. Bunlar daha çok uzlaşmacıdır. Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk gibi... Ancak sizin dışarıdan ekip gibi gördüğünüz bu kanatlar sadece bireylerden ibarettir. DTP'de ekipler değil, küskün bireyler vardır. Hatta küskünler o kadar çoktur ki neredeyse partiden daha büyüktür.

Peki bu küskünler bir araya gelip bölünmezler mi?
DTP'de bir küskünün yapabileceği en fazla şey kenara çekilmektir. Ama gitti diye de peşinden bir parça kopmaz, öyle bir bölünme olmaz. Hiçbirinde o güç yoktur. Partinin yapısı böyle işler. Herkes tabana bağlıdır. Tabanın kendisini suçlamasını istemez. Hatta tabandan korkarlar. O yüzden de kimse partiyi kaybetmeyi istemez.

Bu yüzden mi bölünmüyor parti; çünkü bir tek DTP bölünmüyor?

Aslında DTP'nin bölünmemesinde devletin büyük etkisi var. Devletin üzerine gitmesi, Kürt sorununa çözüm bulunamaması partiyi daha çok birleştiriyor. Ben şu anda partinin dışındayım, ama ciddi bir haksızlık yapılsa ben de partiyi sahiplenirim. PKK'nın eylemleri nasıl ki Türk milliyetçiliğini harekete geçiriyorsa, devletin Kürtlere yaptığı her haksızlık da Kürtleri bir araya getiriyor. Ama ne zaman ki devlet Kürtlerin özgür bir biçimde örgütlenmesine izin verir, farklı düşünen Kürtlerin daha kitlesel örgütlenmelerinin yolu da ancak o zaman açılır.

PKK, kuruluşta HEP'e karşıydı

Sizce Kürt seçmenle partinin en iç içe olduğu dönem ne zamandı?
Elbette HEP dönemiydi. Coşku çok büyüktü. Parti sağduyulu çözümler üretiyordu. O yüzden de halk partisiyle iç içeydi. Şimdi biz maalesef o HEP noktasına gelmeye çalışıyoruz. 15 yıl bu kadar şey yaşandıktan sonra...

Neydi HEP'in farkı?

Biz ilk kuruluş aşamasında Türkiye partisi olarak kurulduk. DTP'nin de bugün yapması gereken bu. Kendisini tam olarak sivil demokratik siyasetle bağımlı hissetmesi lazım. Çıkış burada. Türkiye'nin bütünlüğü içindeki kesimlerle iç içe olmak ve özgür olmakta... Ama ne yazık ki daha sonra HEP'in içine giren bazı unsurlar radikal siyaset yapınca işin rengi değişti ve eski HEP kalmadı.

PKK sahiplenince kaçtılar

Yani Kürtçe yemin edince, bayrak gibi taç takınca?..

Öcalan'ın zaman zaman partiyle ilgili söyledikleri... PKK'nın partiyi sahiplenmesi... Bunlar hep diğer kesimlerin bizden kaçıp kopmasına neden oldu. O olunca da radikal kesim parti içinde daha çok ses çıkarmaya başladı.

İsterseniz yanıt vermeyin, ama biz soralım: HEP'in oluşmasında Öcalan'ın gerçekten hiç mi inisiyatifi yoktu?

Kesinlikle hayır. Ben HEP'in kuruluşunda en baştaki beş kişinin içindeydim. İstifaların başını çeken adamım. Size kesin söylüyorum, o zaman asla böyle bir şey söz konusu değildi. Hatta aldığımız istihbaratlara göre bu partinin kurulmasına da karşıydılar. Ama kurunca da ses çıkaramadılar ve zannediyorum ona göre bir strateji uyguladılar.
Törenle olmuş bir şey değil

Leyla Zana'lar nasıl girdiler partiye?

Bu davetle, törenle, anlaşmayla olmuş bir şey değil. Zaten bölge o tarafa doğru bir sempati içindeydi. Biz de halkla örgütlenmeye başlayınca ister istemez her kesimi kapsamak zorunda kaldık. Onlar da girmiş oldular.

Truva atı gibi mi?

Öyle demem doğru olmaz, ama siyasi anlamda her fırsatı değerlendirmek için ne varsa kullandılar, hâlâ da kullanıyorlar.

Erdal Bey cesur adımlar attı

Sizce Kürtler ve demokrasi konusunda Erdal İnönü mü daha cesurdu, Özal mı?

Bu konu, insanların kendisini bir ülkenin sahibi görüp görmemesine bağlıdır. Erdal Bey kendisini bu ülkenin sahibi görüyordu. Onun için cesur adımlar attı, elini taşın altına soktu. İnsanlar kendi malı için daha cesur davranır.
Başkasının malı için ise sadece kılını kıpırdatır. Özal ülkenin sahibi değildi. Hatta Özal değil adım atmak, köy koruculuğu, köy boşaltma gibi projelerle Kürtleri entegrasyona ve asimilasyona sürükledi.

Peki Kürtler İnönü için ne düşünüyor?
İnönü'nün Kürtler için ayrı bir yeri vardır, biz siyasetçiler için apayrı bir yeri... Çünkü birincisi asla yalan söylemez, ikincisi hatır için konuşmazdı.

Neye inanıyorsa sizi kırmadan söylerdi. Bize şu cümlesini hiç unutmam, "Ben Kürtlerin kendi dillerini, şarkılarını, türkülerini söylemesine karşı değilim. Ama bunu ayrı bir halk özgürlüğü gibi ortaya koyarsanız, ben buna karşıyım" dedi.
Şimdi buna kızar mısınız? Benim düşüncelerime uygun değil, ama hiç değilse dürüst, ne düşündüğünü biliyoruz. Öbürleri gibi değil.

Öbürleri?

Öbürleri size yemin ediyorum perde arkasında benden daha ileri şeyler söylemişlerdir. "Ben Kürtlerin bağımsızlığına karşı değilim" diyen bir lider bile oldu. Ben bunları yazmışım, tanıklarıyla beraber.

En az 10 tanık var. Ama perde önünde bambaşka konuşurlar. Ben bir dürüst İnönü'yü gördüm, bir Mesut Yılmaz'ı, bir de Türkeş'i samimi buldum. Bana uygun bir şey demeleri gerekmiyor, samimi olmaları bile bizim için büyük umut.

Yazar'a göre en asgari istek şu:

Kürtlerin yasal olarak kimliklerinin tanınması... Anayasa'da veya anayasa dışında... Bu bir temel ilke; ama bunun altını ben tek başıma dolduramam. Buna oturulur, Türklere de Kürtlere de zarar vermeyecek, devletin de rahatsız olmayacağı ortak bir ölçü bulunur. Avrupa'daki hiçbir şablona uyma zorunluluğu da yok.

Biz kendi ülkemizin gerçeklerine uygun olanı buluruz. Ama bilin ki, sonuçta geleceğimiz yer burası. Operasyon yapılsın, yapılmasın, PKK yok olsun, olmasın. Bunlar hiç önemli değil. Ama bu noktaya mutlaka gelinecek. Ve ben çok uzun da sürmeyeceğini düşünüyorum.

Turgut Özal öldü, ateşkes bitti mi?

Tarih 15-16 Nisan 1993. Ben HEP Genel Başkan Yardımcı'sıyım. Mevcut ateşkesin uzatılması için açıktan bir şekilde, basınla birlikte Bekaa'ya gittik. Öcalan orada bize "Ben Bekaa'dan bıktım, çıkmak istiyorum. Silahla olmuyor. Çözüm şiddet değil" dedi.

Ertesi gün de zaten ateşkesin süresiz uzatılacağı kararı açıklandı ve biz sonra Şam'a geçtik. Celal Talabani bize Şam'ı gezdiriyordu. Arabada ben, Ahmet Türk, Talabani vardık. Radyoda Arapça haberler okundu. Talabani'nin yüzü birden değişti. Bize döndü ve "Özal ölmüş" dedi. Ateşkes de bir ay sonra Bingöl'de 33 askerin şehit edildiği o olayla bitti.


DTP'nin en büyük kaosu

• Ben zaten seçimlerden önce de Ahmet'e orada fazla duramayacağını söylemiştim. Ahmet Türk'ün partide sevenleri vardır, ama Ahmet tek bir kişidir. Artık başka hiçbir partiye de gitmez, en fazla kenara çekilir.

• Aysel Tuğluk en mantıklılarından biridir. İnsani değerleri de olan, inançlı bir insandır. Onun görevden alınması iyi bir şey değil. Kemalizmle ilgili alıntılar yapması bence hareket alanını genişletmek, parlamentoda herkesle görüşebilmek, çözümü kolaylaştırmak içindi.

• Partinin genç milletvekillerini ben tanımıyorum. Zaten partinin en büyük kaosu da bu. Eğer parlamentoda herkesle diyalog kurabilecek, ılımlı siyaset yapabilen, deneyimli insanlar olsaydı belki bu sıkıntılar yaşanmaz ya da geçiştirilebilirdi. Ne yazık ki bu arkadaşlarımızın siyaset gelenekleri pek yok. Diplomasiyi ne kadar bildiklerini ben bilmiyorum.

• Türk-Tuğluk ikilisi çok uyumluydu. Ama Fırat'la Emine Ayna'nın uzlaşı içinde olacaklarını sanmıyorum. Kızıldere'de öldürülen Ömer Ayna'nın amca kızı. Fırat'la bence çok uyumlu olmayacaklar.

Kürt seçmen liberalleşiyor

Kürtler de giderek liberalleşiyor. Özellikle Öcalan yakalandığından beri toplum gelişmeye başladı. Bölge insanı AB sürecini büyük bir umut olarak görüyor. Mesela geçmişte hep "Bu işin çözümü bağımsızlıktadır" diyen biri vardı. O kişi bile daha bir ay önce bana şunu söyledi: "Bu iş ancak AB standartlarıyla çözülür." Çünkü bölge insanı artık şöyle bir akıl yürütüyor:
"Dilimi kullanacağım, kültürümü, kimliğimi yaşayacağım, üstelik Türkiye'den de kopmayacağım, AB'ye açılacağım, ekonomik olarak kalkınacağım." Seçmenin demokrasi anlayışı o kadar gelişti ki partinin bile önüne geçti. Daha bugün bölgeden bazı delegelerle konuştum, bana "Kongreye gelmeyi düşünmüyoruz, genel başkanı kendileri seçti, biz şimdi niye Ankara'ya kadar yorulalım" diyorlar.
"Bazı demeçler çok gereksiz, ne gerek var ortamı gerginleştirmeye" diye eleştiriyorlar. Partinin daha sağduyulu olması gerektiğini, bu söylemlerle çözümü kolaylaştırmadığını düşünüyorlar.

Türk-Kürt çatışması planı tutmadı

Sizce o en korktuğumuz noktaya yaklaştık mı? Yani Kürt-Türk çatışmasına...
Hayır, bence o noktanın içinde değiliz. Birincisi, lokal olaylar yaşandı, ama o kışkırtmalar evlerimize, sokaklarımıza kadar girmedi. Ben girmeyeceğine de inanıyorum. İkincisi, daha düğmeye basılmadı. Arada sırada denemeler yapılıyor, ama tutmuyor. Tutmaz da... Biz Türk ve Kürtler olarak dünyada gerçekten benzeri olmayan bir yapıya sahibiz. Fakat diyelim ki tuttu... İşte o zaman Türkiye eski Türkiye olmaz.




Siz de biyografi.net'te yer alabilirsiniz
"
İyi ki, biyografi.net var!" 



biyografi.net
    İngilizce Biyografi
   English Biography

    ünlü kadınlar

   Nasreddin Hoca
  ben de biyografi.net'teyim
  fıkralardan seçmeler



   Makaleler
   BİR NESLİN ÖNCÜLERİ DİZİN
   BİR NESLİN ÖNCÜLERİ İÇİNDEKİLER
   Yüzellilikler Listesi
   ULUSLARARASI “İPEK YOLU’NUN YÜKSELİŞİ VE TÜRK DÜNYASI” BİLGİ ŞÖLENİ
   OSMANLI PADİŞAHLARI SIRALAMASI
   33 yazarın Türk Çocukluğu
   MAHMUT ÇETİN HAKKINDA YAZILANLAR
   1 KASIM 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
   7 HAZİRAN 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
   100. Yılında Balkan Harbi

  Biyografik Takvim
ocak şubat mart
nisan mayıs haziran
temmuz ağustos eylül
ekim kasım aralık

    Tanıtım

    Tanıtım



   İletişim
BİYOGRAFİ NET YAYINCILIK
Tel: 0542 235 72 49



biyografi.net@gmail.com

İkitelli Vergi Dairesi
11452255634
Tasarım: Nihat Çeliker www.webofisi.com  

 

Ana Sayfa İletişim Künye Bu Sayfayı Yazdır Sık Kullanılanlara Ekle E-ticaret Kpss Kitapları Pasaj Grup
Powered By Webofisi.com