Ana Sayfa Kategoriler Editör İletişim  

   Alfabetik Arama
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z

  Biyografi Arama



   Ekstra
     müstear isimler
     peygamberler
     Asr-ı Saadet'te Türkler
     basında biyografi.net
     Biyografi Nedir?
     neden biyografi.net
     sizin biyografiniz
     cv nasıl hazırlanır ?
     genel biyografi kitapları
     takma adlar
     editör

 Linkler 
   Biyografi Analiz
   facebook/Biyografi Net
   twitter.com/biyografinet
   Biyografi Atölyesi
   imzalı boğazdaki aşiret
   biyograf
   biyografi kitabı
   biyografimarket.com

   Biyografi Arama

  

isim ara soyadı ara
 
   
   

     Biyografi Market İçerik  
KİTAP BİYOGRAFİ
 Portre Anlatı
 Günlük
 Biyografi Dosya
 Mektup
 Kronoloji
 Kim Kimdir
 Anı-Hatırat
 Otobiyografi
 Biyografi Genel
 Şecere
 Biyografik Araştırma
 Gezi-Seyahat
 Biyografik Roman
 Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
 Albüm
 Görsel Kitap
 Biyografik Fotoğraf
 Şehir Fotoğraf
 Tarihi Eser Fotoğraf
  SAHAF KİTAP
  KAYNAKÇA
 Kaynak Tarama-Kupür
 Bibliyografya
 Armağan
 HARİTA
 DVD-CD-VCD
 Biyografi Film
 Biyografi Belgesel
 KİTAP GENEL
 Türkçe Dil Öğretimi
 Kaynak-Çeviri
 Eser

Daha Fazlası BiyografiMarket.com'da



Facebook da paylaş Twitter da paylaş Live da paylaş

Yavuz Bülent Bakiler ( 1936)

şair, yazar



1936 yılında Sivas’ta doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Gazetecilik, yöneticilik, avukatlık yaptı. Kültür Bakanlığı’nda üstdüzey yöneticilik yaptı. Hisar dergisi şairleri arasında yer aldı. Geleneksel şiirimizin öğelerinden yararlanarak memleket, tabiat, insan sevgisi ve millî duyguları önplana çıkaran şiirler yazdı.

ESERLERİ:
Yalnızlık, Duvak, Seninle ve Şiirimizde Ana, şairin basılmış şiir kitaplarıdır. Üsküp’ten Kosova’ya (gezi notları)





LÂLELİ-AKSARAY

Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkâr
Ve yine içimde şarkılı sesin
Gözlerimde çizgi çizgi duraklar,
Duraklarda hayâl meyâl sen misin?

Sen misin yanyana gezemediğim?
İnce sitemini sezemediğim
Sırrını bir türlü çözemediğim,
İçimdeki çetin sual sen misin?

Bu nasıl yürekten söylenmiş makam?
Dinlediğim bütün türkülerde gam.
Lâleli-Aksaray arasında bir akşam.
Dinlediğim tatlı masal sen misin?

Ne derse aldırma şimdi artık el.
Gel bir akşam yine türkülerle gel!
İstanbul seninle çok daha güzel
İstanbul'dan güzel hayal sen misin?

Biliyorum seni türküler yaktı,
Türkülü gözlerin ıslak ıslaktı.
Şimdi beni sokak sokak her akşam vakti.
Dolaştıran "Dişi kartal" sen misin?

Yine akşam, yine gurbet, yine başımda efkâr.
Ve yine içimde şarkılı sesin.
Gözlerimde çizgi çizgi duraklar
Duraklarda hayâl meyâl sen misin?




GÖRÜŞ

Türk Ocakları 100 yaşında
Yavuz Bülent Bâkiler
Türkiye 31 Mart 2012

Türk Ocağı, bu sene 100. yaşına girdi. Türk Ocaklarının yayınladığı Türk Yurdu dergisi de 640 sayfalık bir mükemmel münderecatla çıktı.

Türkiyemizde, yüz yıl öncesine dayanan kaç kültür ocağımız var? Ve kaç dergimiz, Türk Yurdu güzelliğiyle çıkıyor?

Galiba, daha önce yine yazmıştım Benim fikriyatımın teşekkülünde Türk Ocaklarının ve Türk Yurdu dergisinin çok önemli bir yeri var. 1955 yıllında yüksek tahsil için Ankara’ya hareket etmeden önce, babam bana demişti ki:
-”Fakülteye kaydını yaptırdıktan sonra, Serdengeçti’ye gideceksin. Seni Türk Ocağına götürmesini isteyeceksin. Yeni arkadaşlarını Türk Ocağına gelenler arasından seçeceksin. Ocaktaki bütün konferanslara katılacaksın. Ben seni Ankara’ya adam olman için gönderiyorum. Sakın oradan buraya cüdam olarak dönme!”

Babam, çok otoriter bir adamdı. Evimizde bir orgeneral gibiydi. Ben de onun karşısında bir onbaşı derecesindeydim. Kendisi de gençliğinde Türk Yurdu dergileri alıp okumuş, onları muntazam ciltler halinde muhafaza etmişti. Eski harflerle çıkan o 3-4 ciltlik Türk Yurdu dergilerini, babamın vefatından sonra Türk ocaklarının bugünkü genel başkanı Sayın Nuri Gürgür’e vermiştim.

1950 seçimlerinde Demokrat Partiden Sivas Milletvekili seçilen Rıfat Öçten, bir gün bana “Sen de baban gibi Turancı mısın?” diye sormuştu. Babam DP’nin kazanmasını istiyordu. Ortalıkta “İnönücü-Bayarcı” sıfatları çokça geçiyordu. Ben de sanmıştım ki, Turan, DP’nin ileri gelen adamlarından biridir. Rıfat Öçten’e; “Evet” demiştim. “Aferin! Aferin! Demek Turan ordusu bir nefer daha kazandı” diyerek gülümsemişti. Eve gelip babama;
-Baba bu Turan Bey kim? diye sormuştum. Sonra Rıfat Öçten’den dinlediklerimi anlatmıştım.

-O, senin bildiğin Turan Beylerden biri değil. Turan yeryüzündeki bütün Türklerin bir bayrak altında toplanmasını istemek idealidir, demişti.
Ortaokulun son sınıfında idim. Birdenbire, bu düşünce bana çok cazip gelmişti. Sonra, babamın okuduğu dergilerden biri olan ORKUN beni kanatlandırmıştı. Sanıyordum ki Türkiye dışındaki Türklerle birleşip yüz milyonluk bir devlet haline gelmek, iki yarım bakraç içindeki suyu, bir bakraç içinde toplamak kadar kolay bir iştir. Ama Rusya gibi bazı milletler bu birleşmeye engel olmaktadırlar. Cahil bir çocuktum:
-Türk’ün ve İslâmın dışındaki bütün kavimlere ölüm! diye bağırıp çağırıyordum. 1950 yılından 1955 yılına kadar ezberimde bu cümle vardı.

1955 yılında, Ankara’da Türk Ocağı binasına beni Serdengeçti Osman Yüksel götürdü. Benim 1955-1960 yıllarım Ankara Türk Ocağında geçti. Orada önce dinlemesini öğrendim sonra okumayı, konuşmayı ve yazmayı... Şimdi, o eski yıllarda, ikide-bir haykırdığım: “Türk’ün ve İslâmın dışındaki bütün kavimlere ölüm!” sözlerimi utanarak hatırlıyorum. Bugün, yayımlanmış yirmi kitabım var. Bunların baskı sayısı çoktan bir milyonu aştı. Yeni Türk Cumhuriyetleri üzerine 101 TV programı hazırladım ve sundum. Türk Ocağı camiasından çok değerli arkadaşlarım, dostlarım, hocalarım oldu. İnanıyorum ki, ben de Türk Ocaklarında yetişmeseydim iki kitap üstünde bile adım olmazdı.

Annelere babalara sesleniyorum! Çocuklarınıza Türk Ocaklarını siz de çok sevdirin.




YAZI


Allaha ısmarladık
Türkiye 24 Mart 2013 Pazar

Bakiler, kitap çalışmaları için haftalık yazılarına ara verdi

Bugün, Türkiye gazetesinde son köşe yazımı karalıyorum. 15 yıldan beri Türkiye’de yazıyorum. Haftada iki defa yazdığım dikkate alınırsa, 15 yılda 1650 köşe yazısıyla huzurunuzda olduğum anlaşılacaktır. Bu süre içerisinde, bazı okuyuculardan çok ağır, çok sert mektuplar aldım. Bunu çok tabii karşıladım. Merhum Necip Fazıl Kısakürek’in bir beytini hatırlayacaksınız:

“Ey düşmanım! Sen benim ifadem ve hızımsın/Gündüze gece lâzım, bana da sen lâzımsın!”
Hasımsız, fikir ve dâvâ adamı olmaz. Esasında, benim hiçbir düşmanım yoktur: Türklüğün ve İslâmiyetin düşmanları hariç. Doğrusu Türklüğün ve İslamın dostları dışında benim hiçbir dostum da yoktur. Bu bakımdan bilerek ve isteyerek, Türklüğün ve İslâmiyetin aleyhinde tek satır bile yazmadım... Yayınlanmış 23 kitabım var. Bunların toplam baskı sayısı bir milyonu bulmuştur. Bu kitaplarımda da hiç kimse, yukarıda arz ettiğim iddiamı yalanlayan bir cümle gösteremez. Tarihin her devrinde Türk’ün ve İslâmın amansız düşmanları oldu. Bu bakımdan Türklüğe ve İslâma kör bakanlar, zaman zaman karşıma öfkeyle dikildiler. Aldırmadım, aldırmıyorum. Ama yazılarımı büyük bir zevkle okuduklarını, cumartesi ve pazar günlerini sabırsızlıkla beklediklerini bildiren okuyucularım da var. İltifatlarını unutmayacağım. Bu vesileyle onlara minnettarlığımı ifade ediyorum...

Son yıllarda, bazı gazetelerin, şu veya bu sebeple, yazarlarına yol verdiklerini siz de okumuş veya duymuşsunuzdur. Benim, artık yazmayışım, bu gazetenin Sahibinden veya Genel Yayın Müdüründen gelmiyor. Yazmamaya, kendi köşeme çekilmeye yeni hazırlayacağım kitaplarıma daha uzun zaman ayırmaya kendim karar verdim.

Genel Yayın Müdürümüz sevgili kardeşim Nuh Albayrak, beni telefonla arayarak üzüntüsünü ifade etti. Sadece kendisinin değil, yazı kadrosundaki bütün arkadaşlarının da benimle ilgili güzel duygularla yüklü olduklarını belirterek, mutlaka yazmamı rica etti. Çok üzüldüğünü özellikle belirtti. Benim de sevgili dostum Nuh Albayrak’a ve gazetenin yazı kadrosunda çalışan kimselere karşı hiçbir kırgınlığım yok.

Kibar insan, güzel adam Nuh Albayrak’ın isteğini yerine getiremediğim için Türkiye’nin bütün okuyucuları önünde ondan helâllik istiyorum. Beni bağışlamasını diliyorum. Ve tabii bu veda yazısıyla bütün okuyucularıma, Türkiye camiasına; Allaha ısmarladık diyorum... Sevgiyle, saygıyla, huzurla kalın efendim. Allaha ısmarladık!..







Siz de biyografi.net'te yer alabilirsiniz
"
İyi ki, biyografi.net var!" 



biyografi.net
    Tanıtım
    İngilizce Biyografi
   English Biography

    ünlü kadınlar

   Nasreddin Hoca
  ben de biyografi.net'teyim
  fıkralardan seçmeler
 
   Makaleler
   ‘İSLAM-SANAT-ESTETİK KONGRESİ’
   Çanakkale’de Keskin Nişancı Bir Türk Kızı Şehit Oldu
   Anayasa'da Türklük Deklarasyonu'na İmza Atan Aydınlar
   Boğaz'ın Meşhur Yalıları
   TÜRKİYE'NİN EN ZENGİN 100 TÜRK'Ü
   İSLAMI SEÇENLER
   Dersaadet Sözlüğü Yayınlandı
   Biyografi Market Yayında
   BİYOGRAFİ MARKET ALFABETİK DİZİN
   Mahmut Çetin “Biyografi”yi anlatacak

  Biyografik Takvim
ocak şubat mart
nisan mayıs haziran
temmuz ağustos eylül
ekim kasım aralık

    Tanıtım

   İletişim
BİYOGRAFİ NET İLETİŞİM VE YAYINCILIK
Ayma Koop A-6 No: 121
İkitelli / İSTANBUL
Tel: 0212 671 75 78
Tel: 0542 235 72 49
Faks: 0212 671 75 78

info@biyografi.net
biyografi.net@gmail.com

İkitelli Vergi Dairesi
11452255634
Tasarım: Nihat Çeliker www.webofisi.com  

 

Ana Sayfa İletişim Künye Bu Sayfayı Yazdır Sık Kullanılanlara Ekle E-ticaret Kpss Kitapları
Powered By Webofisi.com