Bünyamin Özgümüş
Bünyamin Özgümüş'ün bir araştırması

Kazak Edebiyatının Belli Başlı Temsilcileri
Bünyamin ÖZGÜMÜŞ Yağmur Sayı : 16
Temmuz - Ağustos - Eylül 2002

Giriş

Kazakların, tarih sahnesine çıkışları 14-15. yüzyıllara rastlamaktadır. Bu yüzyıllarda, bugünkü Kazakistan’ı da meydana getiren Kıpçak kavimleri ve onlarla akraba olan oymak hanları, Özbek hanlarından ayrılarak Kazakları oluşturmuşlardır. Tarihî kaynaklarda göçebe bir Turan kavmi olarak gösterilen Kazaklar, 18. yüzyılda ulu cüz (büyük cüz) orta cüz (orta cüz) ve kiçi cüz (küçük cüz) olmak üzere üçe ayrıldılar. Bu durumdan faydalanan Ruslar 19. yüzyılda Kazakistan’ı işgal etti. Kenasarı Kasımov, 1837 yılında Ruslara karşı bir mücadele başlatmışsa da bu hareket başarılı olamadı. 1917 yılında kurulan ve tam bağımsızlığı savunan Alaş Partisi kısa bir süre idareyi ele aldıysa da 1919’da bu harekete son verildi. 1920 yılında Kazakistan, Sovyetler Birliği’ne bağlandı. Sovyetler Birliği dağılınca 14 Aralık 1991 yılında bağımsızlığını ilan etti. Yani Kazaklar esas olarak 19. yüzyıldan 1991 yılına kadar geçen dönemde (Çarlık ve komünizm döneminde) Rusların hâkimiyeti altında kaldılar.

Kazaklar, özellikle komünist sistemde (1920’den 1991’e kadar geçen zamanda) kendi kültürlerini tam olarak yaşayamamışlardı. Ülkede bir Rus hâkimiyeti her alanda göze çarpmaktaydı. Özellikle şehirlerde Rusça bilmeyen Kazaklara hemen hemen hiç tesadüf edilmezdi. Eğitim dili, bazı istisnâların dışında bütün okullarda Rusçaydı. 1993-1994 yıllarında Kazakistan’da bulunduğumuz sırada Rusça’yı mükemmel bir şekilde bilip, Kazakça’dan bîhaber olan birçok Kazak Türk’üne rastladık. Bağımsızlıktan sonra ise bazı şeyler yavaş yavaş değişmeye başladı. Bundan üç sene önce yapılan nüfus sayımına kadar Kazakistan’da yaşayan Ruslar ile Kazaklar’ın nüfusu hemen hemen birbirine eşitti (1989 yılı nüfus sayımına göre Kazaklar 6.497.000, Ruslar ise 6.062.000 kişiydi.). Bugün ise Kazaklarla Rusların nüfus oranları Kazakların lehine gelişmektedir (1999 senesinde yapılan nüfus sayımına göre Kazaklar 7.985.000, Ruslar ise 4.480.000 kişi civarındadır.). Kazakistan Cumhurbaşkanı Nur Sultan Nazarbayev’in akıllı politikalarıyla günümüzde Kazak Türkçesine, edebiyatına, kültürüne eskiye nazaran çok daha fazla önem verilmektedir. Okullarda Rusçanın yanı sıra Kazak Türkçesi de ön plâna alınmaktadır. Devlet dairelerinde resmî evraklar, Kazakça ve Rusça tanzim edilmektedir. Yani 1991 yılından bu yana Kazakistan’da bir öze dönüş hareketi yaşanmaktadır. Dünyanın yüzölçümü bakımından en büyük ülkelerinden (9 veya 10. sırada) biri olan Kazakistan (2.717.000 km2), 21. yüzyılın başlarında ekonomisi hızla gelişen ülkeler arasında sayılmaktadır.


Kazak Edebiyatı ve Belli Başlı Temsilcileri

1. Sözlü Edebiyat

Kazaklar, 20. yüzyılın başlarına kadar göçebe olarak yaşamaktaydılar. Bundan ötürü onlarda yazılı kültürden çok, sözlü kültür gelişmiştir. Halk edebiyatı ürünleri bir hayli fazladır. Anız-ertegiler (efsane-masallar), makal-meteller (atasözleri), şeşendik sözler (kıssalar), ölenler (türküler), aytıslar (atışmalar) gibi sözlü kültür ürünleri yaygındır. Geçmişte akın denilen ozanlar, halk arasında çok önemli bir yere sahipti. Bunlar birbirleriyle atışırlardı. Bu atışmalar sırasında tarihî, dinî ve günlük meseleler dile getirilirdi. Bu gelenek Kazakistan’da hâlâ devam etmektedir. Jambıl Jabayev (1846-1945) bu akınların en meşhurlarındandır. Ötegen Batır, Şuransı Batır gibi Kazak; Manas, Köroğlu ve Battal Gazi gibi birçok Türk topluluğunda yaygın olan diğer Türk destanlarını büyük bir başarıyla söylemiştir. Kendisi Kazakistan ve diğer Türk cumhuriyetlerinde çok tanınmaktadır.

Kazak edebiyatı, yukarıda da söylediğimiz gibi daha çok sözlü bir edebiyata dayandığı için geçmişten günümüze kadar gelebilen yazılı eserler çok fazla değildir. Fakat son zamanlarda sözlü geleneğin yazıya aktarılmasına önem verilmektedir. Bu vesileyle Şeşendik Jırları “Büyüklerin Halk Şarkıları” (Almatı 1993), Şeşendik Sözder “Büyüklerin Sözleri” (Almatı 1993), Ejelki Devir Edebieti 1-2 “Evvelki Devir Edebiyatı 1-2” (Almatı 1991), Batırlar Jırı “Kahramanların (Kahramanlık) Türküleri (Almatı 1989), Abılay Han (Almatı 1993), Kazaktın Bi-Şeşenderi “Kazakların Eski Ataları” (Almatı 1993), Kazak Handıgı Devirindegi Edebiet “Kazak Hanlığı Dönemindeki Edebiyat” (Almatı 1993) gibi kitaplar eski Kazak kültürünü yeni nesle aktarabilmek ve bugün ile köprü kurabilmek amacıyla kaleme alınmışlardır.

2. Yazılı Edebiyat

Kazak yazılı edebiyatının daha çok 19. yüzyılın başlarından itibaren meydana geldiğini söyleyebiliriz. Bunun öncülüğünü Mahambet Ötemisulı (1804-1846) yapmıştır. Çağdaş Kazak edebiyatının ilk temsilcileri ise Çokan Velihanov (1837-1865), Ibıray Altınsarı (1841-1889) ve Abay Kunanbayev (1845-1904)’dir.

Çokan Velihanov; tarih, etnoğrafya, coğrafya ve edebiyat alanlarında uzman bir kişiydi. Kırgızların meşhur destanı Manas’ı Rusça olarak yazıya geçirmiş, yaptığı geziler sonunda Doğu Türkistan Ahalisi, Yönetimi, Sanayisi ve Ticarî Durumu; Altı Şehir Ülkesinin Durumu; Cungarya Denemeleri; Kırgızların Uruğlara Ayrılması gibi eserler kaleme almıştır. Ayrıca onun Abılay, Kazakların Efsane ve Rivayetleri, Kazaklarda Yargı Reformu, Şona Batır, Kazak Yaylaları vb. gibi birçok araştırma yazısı ve eseri de bulunmaktadır.

Ibıray Altınsarı, Kazakların ilk modern okul sisteminin temelini atan ünlü bir düşünce adamıdır. 1864 yılında Torgay’da Kazak çocukları için bir ilkokul açmıştır. Altınsarı, Kazakların, Ruslarla baş edebilmelerinin ancak iyi bir eğitimden geçmeleri ile mümkün olacağını, bu sebeple eğitime çok önem verilmesi gerektiğini söylemiştir. O, modern ilimlerle manevî ilimlerin bir arada okutulması gerektiğini her vesilede dile getirmiştir. Kazak edebiyatında realizm akımının da öncüsü olarak kabul edilmektedir. Altınsarı, modern bir eğitim taraftarı olmakla beraber Rus misyonerlerinin okullardaki Hristiyanlık propagandalarını ve Kazak çocuklarına İncil okutma teşebbüslerini çok şiddetli bir şekilde tenkit etmiş ve yerleşik İslâm geleneklerini rencide edici (Kazaklara domuz eti yedirme ve domuz bakıcılığı yaptırma gibi) tutumlarını protesto etmiştir. Bu sebeple İslâm-Müsülmanşılıktın Tutkası “İslâm-Müslümanların Dayanağı (Tutkalı)” adlı bir ilmihâl de yazmıştır. Kendisi Kazak Türkçesine de çok önem verirdi. Genç neslin Kazakçayı iyi bilmeleri ve kendilerini daha çok Kazak Türkçesiyle ifade etmelerini isterdi. Çocukların eğitimine özen gösterdiği için eğitimin Kazak diliyle yapılmasını savunurdu. Pedagoji alanında da eserler meydana getirdi. İlk Kazak grameri ve Kazakça-Türkçe sözlüğü hazırlayan da kendisidir.

Çağdaş Kazak edebiyatında Abay Kunanbayev’in yeri ise çok ayrıdır. Abay, İlk eğitimini özel hocalardan aldı. Daha sonra Semey’de medrese eğitimi gördü. Arap, Fars ve Rus edebiyatlarını yakından tanıdı. Ayrıca klâsik Osmanlı şâirlerine de vâkıf oldu. Çok iyi bir eğitim almış olduğundan ve çok dakîk gözlemlere sahip bulunduğundan dolayı halk arasında kabul görmeye başladı. Kazakların hayatlarını tenkidî bir süzgeçten geçirerek lirik şiirler yazdı. O, Kazakları çağdaş bir eğitime yönlendiriyor, onları göçebe hayat düzenlerini bırakarak yeni meslekler edinmeleri konusunda teşvik ediyordu. Şiirleri halk tarafından Kazak bozkırlarında ezbere okunuyordu. Kunanbayev, fikirlerini daha çok düz yazılarla ifade etmekteydi. Kara Sözder “Halk Sözleri” adıyla bir kitapta toplanan nesirlerinin çoğu 1890’lı yıllarda kaleme alınmıştır. Abay, günümüzde de, hemen hemen her Kazak tarafından bilinmekte, şiirleri her yerde söylenmekte ve fikirlerine çok önem verilmektedir. Kazakların meşhur edebiyatçılarından Muhtar Avezov (1897-1961), 4 ciltlik büyük romanının adını Abay Jolı “Abay Yolu” koymuştur. Avezov, romanında Abay’ın Kazaklar için yapmak istediklerini, Kazakların gerçek medeniyete nasıl ulaşacaklarını anlatmaktadır. O, Abay’ın Kazakların yollarını aydınlatıcı bir rehber olduğunu herkese göstermiştir. Onun yolundan giden genç nesil, büyük Kazakistan’ı meydana getirecektir. Yani Kunanbayev, Kazaklar için, takip edilmesi gereken büyük bir fikir adamıdır.

Kazak kültürü denince akla ilk gelenlerden birisi de Ahmet Baytursunulı (1873-1937)’dır. O çok yönlü birisidir: şâir, yazar, dilci, etnograf. Kazak halk edebiyatı ve musikîsinden derlemeler meydana getirmiş, eğitimin çağdaş usullerle yapılmasını savunmuştur. Tursunulı, Rus şâiri Kirolov’dan Kazak Türkçesine çevirdiği masalları Kırık Mısal “Kırık Misal” adıyla yayımlamış, Arap harfli Kazak imlâsını belirlemiş ve Kazak Türkçesinin ses bilgisi, şekil bilgisi ve terminolojisini meydana getirmiştir.

Mir Jakup Dulatulı (1881-1930) milliyetçi Kazak şairidir. Kendisi aynı zamanda eğitimci, bağımsızlık taraftarı ateşli bir halk ozanıdır. Uyan Kazak adlı şiiri çok meşhurdur. Kazakların millî benliklerine dönmesi gerektiğini savunur. İlk önce Kazak gazetesinde çıkan şiirin yayımı Rus makamlarınca durdurulmuştur. Daha sonra milliyetçi Kazaklar tarafından bu şiir 20 bin adet basılmış ve bütün Türk toplulukları arasında büyük bir ilgiye mazhar olmuştur. Dulatulı’nun, 1910 yılında kaleme aldığı Bahtız Cemal adlı eseri, Kazak edebiyatının ilk romanı olarak kabul edilmektedir.

Kazak bozkırlarında ortaya çıkan millî uyanışa, millîleşme çabalarına ve kurtuluş mücadelesine kuvvet veren aydın, yazar ve şâirler arasında Magcan Cumabayev (1893-1938), Sultan Mahmut Toraygır (1893-1920), Jüsipbek Aymavıt (1889-1931) ve Şahkerim Kudayberdi gibi kişilerin de Kazaklar nezdinde önemli bir yeri vardır.

Yukarıda saydığımız Kazak aydınlarının arasında bulunan Magcan Cumabayev, önemli bir sîmadır. Cumabayev, İstanbul’da yeni usûle göre eğitim veren bir Çala medresesinde okudu ve bu yerde Arapça, Farsça ve Çağatay Türkçesini öğrendi. İlk şiir denemelerini burada yaptı. Daha sonra Kazan’a gitti ve burada da başka bir medreseye devam etti. Şolpan adındaki ilk şiir kitabı Kazan’da basıldı. Mir Jakup Dulatulı ile tanıştıktan sonra Kazak kültürünün yaygınlaşması için çalışmalara başladı. Rusça da öğrendi. Diğer milliyetçi Kazak aydınları ile beraber Alaş hareketine katıldı. Büyük bir Türk milliyetçisi olan Cumabayev, Kazakların ve bütün Türkistan’ın millî şâiridir. Şiirlerinde Türk topluluklarının o dönemdeki dağınıklığından, yabancı işgali altında yaşamak zorunda kalışlarından ve bundan dolayı duyulan ezikliklerden bahseder. Kün men Tün (Gece ile Gündüz), Alıstagı Bagrıma (Uzaktaki Kardeşime), Türkistan, Oral, Aksak Temir Sözü (Aksak Timur Sözü), Künşıgıs (Doğu), Ot (Ateş) gibi şiirleri bulunmaktadır.

Çağdaş Kazak edebiyatında Muhtar Avezov (1897-1961)’un da ayrı bir yeri vardır. Kendisi, Kazak destanları ve Türkistan Türk edebiyatı ile ilgili ilmî çalışmalar yapmıştır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi en önemli eseri, 4 ciltlik Abay Yolu adlı devâsâ romanıdır. Bu romanda Avezov, Kazakların bir çoğunun kendisine rehber olarak kabul ettiği Abay’ın hayatını ve fikir yapısını çok ince ayrıntılara inerek, belgelerle ortaya çıkarmıştır. Denilebilir ki, Kazak halkının yüzlerce yıllık kültür birikimi, Abay’ı; Abay, Muhtar Avezov’u; Avezov da, Abay Yolu’nu meydana getirmiştir. Avezov’un bu romandan başka pek çok hikâye, deneme, çeviri ve araştırma eserleri de bulunmaktadır. Bir de onun, konusunu doğrudan Kazak halkından aldığı oyunları vardır. Bu oyunlar, Kazak tiyatrolarında bugün de sergilenmektedir.

Avezov’tan başka Kalkaman Abdulkadirov, Kasım Amanjol, İsa Baykazov, Gapit Müsrepov, Tahir Jarıkulu, Kaljan Jarıkulı, Ali Ospanov, Aliasker Togmagambetov ve Abdullah Tagıbayev gibi edip ve âlimler de Kazakların 20.yüzyıldan sonra yetiştirdikleri önemli kültür adamlarındandır.

Son devir yazarlarından Sabit Mukanov (1900-1973), Çokan Velihanov hakkında dört cilt olarak tasarladığı, fakat 1973’te vefat edince tam olarak bitiremediği romanının ilk iki cildini Akan Culdız “Akan Yıldız” adıyla bastırttı. Dükenbay Doscanov, Orta Asya’nın İslâm ve İslâm öncesi dönemlerini anlatan romanlar yazdı. Zeval ve Farabi, romanlarından bazılarıdır. Kazakların son dönemlerde yetiştirdiği en önemli edebiyatçılardan biri olan Ebiş Kekilbayev’in ise Ürker ve Bir Uıs Topırak “Bir Avuç Toprak” isimli romanları meşhurdur.

Kazakların bağımsızlığını kazanmalarından sonraki dönemlerde edebiyat kitaplarında meydana gelen değişikliklere paralel olarak tarih kitapları da mercek altına alındı. Kazak tarihi yeniden ve millî bir şekilde yazılmaya başlandı. Bu vesileyle Kazakların yine son dönem meşhur şâirlerinden Olcas Süleymanov, eski bir geleneği, yani Kazakların yedi göbek atasını bulma meselesini yeniden canlandırdı. Muhtar Şahanov adlı diğer bir Kazak şâiri de günümüzde dünya çapında bir şâir olarak kabul edilmektedir.

Kazak Şâirlerin Şiirlerinden Bazı Örnekler:

Közindi aş oyan Kazak! Köter bast
Ötkizbey Karangıda beker castı
Cer ketti, din naşarlap, hal harap bop
Kazagım endi catuv caramastı

Gözünü aç, uyan Kazak, kaldır başını!
Karanlıkta geçirme ömrünü
Topraklar gitti, din zayıfladı, harap oldu.
Kazağım, artık sana yatmak yaramaz.”

(Mir Jakıp Dulatulı, Türkler, cilt:19.)

Alısta avır azap çekken bavrım,
Kuvargan beyçeşektey kepken bavrım,
Kamagan kalın cavdın artasında,
Köp kılıp közdin casın tökken bavrım

“Uzakta çok azap çeken kardeşim,
Solmuş lâle gibi olmuş kardeşim,
Kalabalık düşman kuşatması altında
Göl gibi gözyaşı döken kardeşim!”

(Magcan Cumabayev, Türkler, cilt:19.)

Mahabbatpen jaratkan adamzattı
Sen de süy Allanı janan tetti
Adamzattın berin süy bavrım dep
Jane hak joli osı dep ediletti

“(Allah) insanı muhabbetle yarattığı için
Sen de o Allah’ı canından tatlı sev
İnsanların hepsini ‘kardeşim!”diye sev.
‘Hak yolu budur.’ diye (insanlararasında) adaleti gözet.”

(Abay Kunanbayev, Abaydı Okı, Tanırga “Abay’ı Oku, Tanı”, Almatı 1993.)

Sonuç

19. yüzyılın başlarına kadar sözlü geleneklerle beslenen Kazak edebiyatı, bu yüzyıldan itibaren yazılı bir edebiyat hâline de gelmeye başlamış ve birçok Kazak edebiyatçısı ortaya çıkmıştır. 1991 yılında bağımsızlığın kazanılmasından sonra ise, Kazaklar kendi kültür köklerinin araştırılmasına önem vermeye başlamış ve bu vesileyle Kazakistan’da dil, edebiyat, tarih, güzel sanatlar, arkeoloji vb. gibi kültür incelemeleri daha fazla artmıştır. Geçmişi araştırma şevkiyle daha önce isimleri duyulmamış kültür adamları da halkın nazarına sunulmuştur.

Kazak edebiyatı günümüzde de hem sözlü hem de yazılı kaynaklardan beslenmeye devam etmektedir. Yazımızda Kazak edebiyatının belli başlı temsilcilerinden bahsetmeye çalıştık. Kazak edebiyatının oluşmasında rolleri olan kişiler elbette bu yazının sınırları içinde mevzu-ı bahs edilen şahıslardan ibaret değildir. Amacımız, Kazak edebiyatını, genel hatlarıyla Türkiye Türklerine tanıtmaktır.

KAYNAKLAR

Nevzat Özkan, Türk Dünyası, Geçit Yay. Kayseri 1997, s.66-81.
Türkler, Yeni Türkiye Yayınları, cilt: 19, s.317-447.
Gabdrahman Sagin, Abaydı Okı, Tanırga, Almatı 1993, s.141.
Rabiga Sızdıkova, Kazak Edebi Tilnin Tarihi, Almatı 1993.
S. İsayev, Kazak Edebi Tilnin Tarihi, Almatı 1989.



www.biyografi.net (Binlerce Biyografi)