Fikret Otyam
ressam, gazeteci, yazar
19 Aralık 1926 tarihinde Aksaray'da doğdu. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nden mezun oldu. Burada ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi oldu. Gazeteciliğe 1950 yılında Son Saat gazetesinde başladı. Daha sonra Cumhuriyet gazetesinde çalıştı ve köşe yazarlığı yaptı. Özellikle Anadolu ilgili yazdığı röportajlarla tanındı. Bu röportajlarını çok sayıda kitapta topladı. Aydınlık dergisinde haftalık yazılar yazdı. Emekli olduktan sonra resme ağırlık verdi. Antalya'ya yerleşti. Akdeniz Gazetecilik Vakfı ve Altın Portakal Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu üyelerindendir.
Ünlü besteci ve orkestra şefi Nedim Vasıf Otyam'ın kardeşi. Dokuma ve fotoğraf sanatçısı Filiz Otyam ile evliydi.
9 Ağustos 2015 tarihinde vefat etti.
ESERLERİ:
* Hu Dost
* 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra
* Kara Sevdam Anadolum
* Mayınlar Çiçek Açmaz
* Mayınlı Topraklar Üzerinde
* Kanlı Gömlekler
* Adı Yemendir
* Harran Koçaklaması
* Can Arkadaş
* Ceylanlar Suya İndi
* Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektupları
* Pavli Kardeş
* Ağlama Anam Şu Bizim Gazipaşa
* İsmet Paşalı Yıllar
Fotoğraf Sergileri
* 1964 - 1974 Gide Gide Serileri
* 1979 Eğer Bizi Sual Eden Olursa
* 1983 Dünya Güzel Olmalı
* 1997 Otyam'ın Objektifinden
* Filiz Otyam ve İbrahim Demirel ile karma sergi
Resim Sergileri
* 1947 - 1953 "Onlar Grubu" ile sergileri
* 1976 Memleketimden İnsan Manzaraları
* 1978 İnsan Manzaraları
* 1987 - 1997 Filiz Otyam ile ortak yurt içi ve yurt dışı resim ve dokuma sergileri
Ödülleri
* 1962 Gazeteciler Cemiyeti Basın Şeref Belgesi
* 1980 - 1990 On Yılın Basın Şeref Belgesi
* 1995 Atatürkçü Düşünce Derneği Onur Plaketi
* İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Fotoğraf Enstitüsü Onur Belgesi
* 1996 3.Hacıbektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü
* Pir Sultan Abdal Onur Belgesi
* UNESCO AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Onur Belgesi
* Akdeniz Üniversitesi Onur Belgesi
* Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat Araştırma Vakfı Onur Belgesi
VEFAT-HABER
Fikret Otyam hayatını kaybetti
9 Ağustos 2015
Böbrek yetmezliği nedeniyle bir süredir tedavi gören ressam, gazeteci-yazar Fikret Otyam (89), Antalya'da yaşamını yitirdi.
Fikret Otyam, son olarak 26 Ocak 2015'te Antalya'daki özel bir sağlık merkezinde girdiği diyaliz sırasında rahatsızlanmış, mide kanaması geçirdiği anlaşılınca Atatürk Devlet Hastanesine kaldırılmıştı.
Otyam, böbrek yetmezliği nedeniyle bir süredir Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi görüyordu.
HABER
Fikret Otyam Vakfı kuruldu
16 Kasım 2015
Geçtiğimiz ağustos ayında hayatını kaybeden ressam Fikret Otyam adına İstanbul'da Fikret Otyam Kültür, Sanat ve Eğitim Vakfı kuruldu.
Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, vakıf Ali Kılıç, Filiz Otyam, Elvan Naciye Zeynep Baransel, İrep Meliha Bilgiç, Özgen Acar, Rıza Küçükoğlu, Elif Ayşe Sipahioğlu, Gönül Genç tarafından kuruldu. Mal varlığı 55 bin 700 TL olan vakfın amacı şöyle: “Sanatla ilgili alanlar ile gazetecilik ve fotoğrafçılık öncelikli olmak üzere; iyi eğitilmiş ve yüksek düzeyde beceriye sahip, küresel çapta nitelikli ve aktif insan gücünü yetiştirmek; bu amaçla her düzeyde eğitim, öğretim, müzecilik eğitimi yanında; meslek edindirici, rehabilte edici, yaşlılık sorunlarını giderici önlemler ve eğitimler için önemli işlevler üstlenmek ve vakıf senedinde belirtilen diğer amaçları gerçekleştirmek.” Vakfın yönetim kurulunda ise Ali Kılıç, Elvan Naciye Zeynep Baransel, Rıza Küçükoğlu, Elif Ayşe Sipahioğlu ve Gönül Genç yer alıyor.
xxx
HAKKINDA YAZILANLAR
Otyamlar
Not Defterimden facebook 30 Nisan 2026
Çizgi roman tarihinde ilaç ve eczacılığın izini sürerken, eczacılık tarihi araştırmacısı ve koleksiyoner Mert Sandalcı'nın, "Belgelerle Türk Eczacılığı" adlı kitabında çok ilginç bir bilgi çıkar karşımıza. Cemal Nadir Güler'in çizdiği "Amcabey" tiplemesi aslında gerçek bir ecacıdır. Eczacı Vasıf Otyam olan bu kişinin fotoğrafına baktığınız zaman Amcabey'e ne kadar benzediğini görebilirsiniz. Önemli ressam ve yazarlarımızdan biri olan Fikret Otyam, Cemal Nadir'in Amcabey tiplemesini babası Eczacı Vasıf Otyam'dan esinlenerek çizdiğini söyleyerek (EKTE) çizgi roman ve eczacılık tarihine ışık tutar.
İstanbul'un en güzel semtlerinden biri olan Kuruçeşme'de dünyaya gelen askerî eczacı İbrahim Vasıf Bey1908 yılında Eczacı Mektebinden mezun olur ve gönüllü olarak Yemen'e gider... İsmet İnönü ve Dr. Refik Saydam ile silah arkadaşı olur. Yaklaşık 12 yıl Yemen'de savaşır. Bu sırada eşinin İstanbul'da vereme yakalandığı haberini alır. İki ay süren yuvaya dönüş yolculuğu sonunda öğrenir ki eşi bu dünyaya bir ay önce veda etmiştir. Yemen'e geri döner Eczacı İbrahim Vasıf Bey...
Orada eşini savaşta kaybeden iki çocuklu Naciye Hanım'la tanışır ve evlenir. Savaşın sonlarına doğru İngilizlere esir düşer, iki yıl kadar esir kalır. Savaş sona erdiğinde, yurda dönmek için Hudeyde Limanı'ndan ailesiyle birlikte Alman bandıralı "Baron Bek" vapuruna biner.
Hamile olan Naciye Hanım'ın doğum sancıları başlar vapurda. Yolcular arasında bulunan askerî doktor Nedim Bey doğumu gerçekleştirir. Bir erkek bebek gelir dünyaya, Akdeniz'in dalgaları arasında yol alan vapurda. Bebeğin adını doktorunun adı olan "Nedim" koyarlar. Baron Bek adı da gemi kaptanı tarafından eklenir minik bebeğe. Vapur çalışanları da eksik kalmaz, bir ad da biz koyalım diyerek "Bahri" adını eklerler.
Gözlerini hayata vapurda açan Nedim Bahri Baron Bek Otyam, ilerde ünlü bir besteci, orkestra şefi ve sinema yönetmeni olacak, sinema tarihimizin ilk özgün film müziğini o yapacaktır.
Kurtuluş Savaşı yıllarında, İzmir'in kurtarıldığı 9 Eylül'den iki gün sonra, Konya'da 2. Ordu'da görevli olan Eczacı Vasıf Otyam'ın bir oğlu daha dünyaya gelir. Nusret Kemal Otyam adı verilen çocuk ilerde baba mesleğini seçerek eczacı olacaktır. Sanatı ve sanatçıyı seven bir babanın oğlu olan Nusret Kemal Bey şiir yazmayı da çok sever ve "Şair Eczacı" olarak tanınır.
1925 yılında Aksaray'dan bir davet gelir, Eczacı Vasıf Otyam'a... Gelen davet şudur: "Bizim Aksaray'da bir eczanemiz var. Eczanemizin başına geçin, borcunuzu kazandıkça ödersiniz."
Kabul eder teklifi Eczacı Vasıf Otyam ve askerlikten emekli olur. Niğde, Aksaray'da yeni bir sayfa açılır tüm aileye...
Vasıf Otyam, Aksaray Vilayeti Hususi Muhasebe'nin eczanesinin sahibi olarak eczane eczacılığına başlar. Raflarda bir kibrit kutusu dahi koyacak yer kalmadan, eczanesini her çeşit ilaçla doldurur. Kısa sürede de halkla yakın ilişkiler kurarak Aksaray'ın sevilen simalarından biri olur.
Sanat ve sanatçıya sonsuz saygı duyan Vasıf Otyam, Anadolu turnesine çıkan bütün tiyatrocuları, sanatçıları, müzisyenleri Aksaray'da, evinde misafir eder. Sadece sanatçılarla değil, öksüz çocuklara da kol kanat gerer, Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanlığı görevini üstlenir. Eczacılığın insanı ve toplumu sağaltan tüm değerlerini hayata kazandırır.
Vasıf Otyam'ın kulağı çok iyidir, müziğe tutkundur. Bir oğlu Nedim nefesli ve telli sazları, diğer oğlu da keman çalar. Arapça, Farsça, biraz da Almanca bilen Vasıf Otyam, "ar/sanat" ve "tur/tavaf" anlamı olan iki kelimenin birleşmiş hâli olan "Artur", yani "sanat tavafı" soyadını kullanır. Başbakan Dr. Refik Saydam, Aksaray ziyareti sırasında arkadaşı Vasıf Otyam'ın "Artur" soyadını aldığını öğrenince önce bir şaşırır ve daha sonra eczacı arkadaşı Vasıf Bey'e -mesleği ile örtüşen- "Otyam" soyadını verir. "Otyam", hastalıkları iyileştirmek için kullanılan ilaç anlamına gelmektedir.
Otyam ailesine altı çocuk daha katılır. Doğan her çocuğa 6 yaşına geldiğinde beyaz önlük dikilerek eczanede çırak olarak çalışması bir aile geleneğine dönüşür. Çocuklar Aksaray'daki babalarının eczanesinde ilaç kokuları arasında büyürler.
Ailenin üçüncü erkek çocuğu da kardeşleri gibi babalarına eczanede çıraklık yapar. İlk yıllarda etiket keser, eczane defterini yazar. Zaman geçtikçe terazi ölçekleri, şişeler ve kavanozlar arasında elinde tuttuğu havanda ilaç öğütür. O dönem sıtma ile mücadele edilen zor yıllardır. Sıtmaya çare olmak için üçüncü çocuk ilaç yapmayı öğrenir eczanede... Ve insanlara faydalı olmanın, halka değer katmanın önemini fark ederek küçük yaşta kafasına koyar, ülkesi için aydın bir insan olmayı.
Eczacı Vasıf Otyam'ın üçüncü oğlu, babasının yanında eczacı kalfası olarak çalıştığı ortaokul yıllarında bir yandan damardan iğne yapmayı öğrenirken, öte yanda resim sanatına ilgi duyar, boya kalemleri düşmez olur elinden. Yazdığı yazıları gazetelere göndermekten de geri kalmaz.
1942 yılında Ankara'ya, ağabeyi Nedim Otyam'ın yanına gider. Sıhhiye'deki Atatürk Lisesi'nde okurken ağabeyinin Radyoevinde kurduğu "Ayşe Abla ile Çocuk Kulübü"ne üye olur. Okul ile gezmeye gittikleri müzede yaşanılan bir olayda tarih öğretmeni tarafından haksız yere suçlanır. Bu suçlama çok ağırına gider ve okulu bırakarak Aksaray'a, babasının eczanesinde çalışmaya geri döner.
İlaç kokularıyla geçen bir yılın ardından yeniden okul sıralarına döner eczacı kalfası. İstanbul'a giderek Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde bir yıl İbrahim Çallı'nın atölyesinde "misafir öğrenci" olur. Havanda ilaç karıştıran elleri bu kez palette boyaları karıştırmaktadır.
Akademiyi kazanan eczacı kalfası, hocası İbrahim Çallı'nın izniyle şairliğini, yazarlığını, ressamlığını hayal dünyasına daha yakın bulduğu Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun atölyesine geçer ve oradan mezun olur.
Resimlerini çok sevdiğimiz, eserlerinde doğa ve Anadolu sevgisini yaşayıp yaşatan, aldığı çok sayıda ödülle ülkemizin sevilen sanatçıları arasında yer alan, Eczacı Vasıf Otyam'ın şair, yazar ve de ressam oğlunu, eserlerinin altına attığı imzasıyla "Fikret Otyam" olarak tanırız...
(SİNEM US, "Eczanedeki Kırmızı Dolap", Remzi Kitabevi, 2025)